Şiirde derin bir hissiyatın narin argümanı vardır. Aparatları ilhama matufkıtalarda muhterem şairimizin kastettiği mana yüklü sancılara muhatapolabilme, kalemimizin paslı dilimlerine de berikayı andıran silüetlerçalacaktır diye düşünüyorum:
Büyük oğlumu anasınıfına giderken öğretmenin ‘beslenme’ için program yapıp velilere vermesi, oğlumun beslenme çantasıyla okula gitmesi bana ilkokula başladığım günleri hatırlatmıştı. Yarım yamalak hatırladığım ablam ve akraba çocuklarıyla geride kalarak okula gitmem ve her gün öğle öncesi teneffüste öğretmenin bizleri dışarıda sıraya girdirerek beşinci sınıftaki iri cüsseli bir çocuğun, annemin fırınlı teneke sobada yaptığı ‘kömbe’ benzeri kızartmaları bizlere vermesiydi.
Yeryüzü ne ummanlar görmüş ve solumuştu,
Nefes can içinde candı, şehir hissiyatı gün be gün
Canı ırak eylemişti Şems ve Mevlânâ, özün közünde
Yananlar bunlardı, nefs, sofrada oruç eylerken
Amerikalı meşhur klasik hikaye yazarı O Henry, bir hikayesinde paranın halledemeyeceği hiçbir şey olmadığı iddiasını işler. Parayla her şeyin çözüme ulaşacağı inancındaki zengin işadamının karşısında genç oğlu vardır. Aşk ve sevgi parayla halledilmez diye babasının karşısına durur. Bu ara delikanlının sevdiği genç kız vardır. Zaman bulup ta ona bir türlü evlenme teklifi yapamamaktadır. Bunu bilen baba delikanlıya sevgilisi kızla bir saat bir arada kalacak zamanı parayla tuttuğu eylemcilerin eylemiyle sağlar. Delikanlıda bu zamanı değerlendirerek evlenme teklifini yapar. Sonuçta teklifi kabul eden kızla evlenir. Hikaye işadamı babanın "paranın halledemeyeceği hiçbir şey yoktur" ifadesiyle biter.
"Şairle, sözcüklerin düellosunda, şair şiirden hızlı davranıp, ilk kurşunda bir kaç sözcük vurabilir. Hatta bir dize bile yakalayabilir. Bu çok önemlidir, çünkü şiirin belki de kılavuz dizesidir. Kılavuz dize bir trenin lokomotifidir, arkasındaki vagonları (sözcükleri) çekip götürebilir. Şiirin mimari yapısının oluşmasında çok önemli bir rol oynar. Paul Valery’ye göre ''İlk dize Tanrı’dandır''.
Neden ilk dize Tanrı’dandır?
Çünkü bir kaosun içinden çıkar ve kaosun ilk örgütlü birimidir.
Fakat bu tanrısal dize, kılavuz dize yanıltıcı da olabilir. Şiir bu dize ile şairin önüne ilk yemi atmış olabilir. Şairin bu dizeyle ne yapabileceğini dener.
Şair ilk dizeyi bilmez.
Yalnızca sezer.
Bu da şiiri görmekten geçer.
Şiiri görmek, sürekliliği gerektirir.
Süreklilik olmadan şairlik olmaz."