Aleksandra,
yorgun denizin kızı…
Avuçların nasıl yakamoz
kokar...
Aleksandra, siyah göğün yıldızı…
Aşk,
dudaklarından nasıl da akar...
Deniz gözlerinle gül
Aleksandra;
Gül ki göçmen kuşlar sana özensin.
Bu gece
yanımda kal Aleksandra,
Yetimliğim gül teninde gezinsin.
Son Güncelleme: 23-08-2010 19:11
|
|
|
Rüyadan
önceki düşüncenin odak noktasındaydı.Bir adım daha atsa beyin
mumu sönüp kalbi değişik bir atmosfere seyahate çıkacaktı.Hep
böyle olurdu ve olacaktı.Gökyüzüne cüssesine göre
serpiştirilmiş yıldızları seyretmek ve uzaklardan ışıklı
karıncaları anımsatan şehrin lambalarına göz gezdirmek epey
zevk verirdi ona.Yeryüzü ile gökyüzü kardeşliği bu olsa
gerekti.Elinden tutamadığı sonsuzluk havasını bir nebze de olsa
teneffüs edebiliyordu ancak.Cırcır böceklerinin şafak yorganını
kaldırıncaya kadarki ötüşmeleri,gece izleri olarak yeterdi.
Son Güncelleme: 18-08-2010 05:39
|
|
|
Unutulamayacak ruhunun özgür
olamayacağını, ilelebet mutlu olamayacağını düşündüğün
gün; hayaller bitmiş demektir.
Eski evde zamanın tozları
arasında ruhumu ararcasına dolaşırken, geçmişle karşılaşacak
olmamın gerçeğini görmezden gelmeye çalışıyordum. Artık
evimi bile kendi evim gibi hissetmiyor sadece anıların olduğu bir
müzeymişçesine çekinerek giriyorum.
Geçmişten kaçmaya
çalışmak ancak kendine güvenmeyen insanların yapabileceği kadar
aşağılayıcı bir şeydir.
Son Güncelleme: 18-08-2010 05:14
|
|
|
Batının
ürettiği teknolojik ürünler, –raylı lokomotif dışında-
ülkemize özellikle cumhuriyet döneminde girmiştir. Tarım
ağırlıklı teknoloji harikası bu aletler öncelikle Çukurova’da
boy göstermişti. Bilim ve teknolojiden uzak yarı göçebe Çukurova
halkının bu aletlere karşı şaşkınlığı genlere işlemişçesine
bir kuşak boyu sürmüştü. Küçükken bu aletleri ilk idrak
edişimde büyüklerimin genlerini tevarüs etmişçesine şaşkınlıkla
bakakalmıştım. Traktöre biraz aşinalık varken büyük hacimli
biçerdöver karşısında küçük bedenim titremiş ve düşünce
kutum deveden de iri bu aleti bir yerlere oturtmaya çalışmıştı.
Son Güncelleme: 07-08-2010 01:33
|
|
|
|
Düşünce
sisteminin aritmik düzeyde yaşamını sürdürdüğü asırlar olmuştur.Bu
asırlara göz gezdirdiğimizde ilim-bilim adamları dışlanmış,kadük kalan
oluşumlar kafese alınmış ve yeni bir fikir öne sürme cehdi kapı dışı
edilmiştir.İnsanın düşünceden mahrum edilmesi gibi banal ve rafadan bir
yaklaşım düşünülemez.Victor Hugo’nun “hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı koyamaz” yaklaşımı
üzerinde durulmaya değer bir mihraktır.Düşüncenin temellendirilmesi ve
bilimle özdeşleştirilmesi,felsefeye dayanan bir algı olamaz.Üretkenlik
ruhunda yaşatılması gerekli olan ilk basamak,durağanlığı yıkabilme
becerisidir.
Son Güncelleme: 28-07-2010 18:55
|
|
|
|
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuç 1 - 5 Toplam 155 |