Biçimsiz evlerden kuzeye yöneldiğim de, o parlak yıldıza, onu bu kadar özel kılan şeyin gözbebeğine baktım. Neden diğerlerinden daha parlak, daha yakın, daha güvenilir göründüğünü düşündüm.
"Şairle, sözcüklerin düellosunda, şair şiirden hızlı davranıp, ilk kurşunda bir kaç sözcük vurabilir. Hatta bir dize bile yakalayabilir. Bu çok önemlidir, çünkü şiirin belki de kılavuz dizesidir. Kılavuz dize bir trenin lokomotifidir, arkasındaki vagonları (sözcükleri) çekip götürebilir. Şiirin mimari yapısının oluşmasında çok önemli bir rol oynar. Paul Valery’ye göre ''İlk dize Tanrı’dandır''.
Neden ilk dize Tanrı’dandır?
Çünkü bir kaosun içinden çıkar ve kaosun ilk örgütlü birimidir.
Fakat bu tanrısal dize, kılavuz dize yanıltıcı da olabilir. Şiir bu dize ile şairin önüne ilk yemi atmış olabilir. Şairin bu dizeyle ne yapabileceğini dener.
Şair ilk dizeyi bilmez.
Yalnızca sezer.
Bu da şiiri görmekten geçer.
Şiiri görmek, sürekliliği gerektirir.
Süreklilik olmadan şairlik olmaz."