Kırklı
yaşların üzerinde olanlar hatırlarlar; tek kanallı siyah-beyaz
televizyonlarda Amerikan dizilerinin yayınlanma saatleri iple
çekilirdi. Akıllı köpek Lassie, kurt köpeği Joe, kahraman yunus
Flipper, Beyaz Gölge, Kung-fu, Zengin ve Yoksul, Mavi Ay, Uzay 1999,
Çarli’nin Melekleri, Uzay Yolu, Kökler, Küçük Ev, Komiser
Kolombo ve Dallas hala zihinlerimizde kalan Amerikan dizilerinden
bazılarıydı. Hepsini ilgi, merak, hayranlık hatta aç gözlülükle
izledik. Bir kuşak olarak bu dizilerden kalıcı etkiler edindik. Bu
açıdan Dallas dizisinin rölü inkar edilemez. Dizideki
karakterlerden her biri nerdeyse aile fertlerimizden biri haline
gelmişti. Aile içi mücadeleyi anlatan dizideki entrikalara hem
şaşırır hem de hayran kalırdık.
Dallas
dizisini bugün siyasal ülke yönetimine uyarlasak son birkaç
yıldır yaşadığımız olaylarla birebir örtüşüp harika
reytingler kıracaktır.
Bu
millet, geleceğine şekil veren kritik dönemler yaşamıştır. Bu
süreçler geçmişte pek nadir ortaya çıkarken tanzimattan buyana
daha sık yaşanmaktadır. Hatta tanzimatla başlayan ve hala devam
eden içinde farklı dönemler barındıran uzun bir süreç
yaşıyoruz.
Tanzimat
fermanı, milleti o güne kadar alışıla gelmişin dışında dini
değer ve alışkanlıklardan tamamen farklı bir tabiat edinmeye
doğru yönlendiren en önemli ilk aşamaydı. Bu değişim trendi
peş peşe olaylar doğurup siyasal ve sosyal süreçler meydana
getirdi. Sultan Abdulaziz’in intihar süsü verilerek öldürülmesi,
sultan II. Abdulhamit’in tahttan indirilmesi ve ittihat ve
terakkinin millet iradesine hakim olması sürecin çok önemli
olaylarındandı.
Tanzimatla
başlayan bu süreç sosyal ve siyasal birikimlerle, var olma
mücadelesi verilen savaş sonrası Cumhuriyet yönetimini doğurdu.
Cumhuriyet ve özellikle demokrasinin doğru algılanıp siyasal ve
sosyal yaşama uygulanması kolay olmadı. 1950’den itibaren
ortalama her 10 yılda bir yaşadığımız askeri müdahaleler
sürecin bir türlü sonuçlanmadığının göstergesiydi.
Ecevit
hükümeti döneminde başlayıp Ak parti iktidarıyla devam eden bir
çeşit Tanzimat sürecini öncelikle siyasal olarak yoğun şekilde
yaşamaktayız. Cumhurbaşkanlığı seçimi, 367 dayatması,
cumhuriyet mitingleri, 2007 seçimleri, Ergenekon, Pkk’nın kanlı
eylemleri, son olarak ta suikast iddiaları çok kısa bir zaman
içinde yaşadığımız sürecin en önemli siyasal olaylarıdır.
Bu siyasal gelişmeler o kadar peş peşe geliyor ki insanımızda
merakla izlediği tv dizileri izlenimi bırakıyor. Dizi seyreder
gibi siyasal gelişmeleri izler hale geldik.
Seyirciden
ilgi gören diziler bilindiği gibi senaristlerce uzatıldıkça
uzatılıyor. Zira asıl amaç sanatsal bir veri sunmak değil
reytingi sağlayıp korumak.
Bahsettiğimiz
gibi yaşadığımız siyasal gelişmeler televizyondaki dizilerle
adeta örtüşmekte. Senaristler reyting adına diziye yeni
karakterler katarlar. Reyting ve maddi beklentiler dizi yönetiminde
hatta yayınlanan kanallarda bazı değişiklikleri getirir.
Yaşadığımız
siyasal olayları tv dizilerine benzettiğim en güzel yön her
ikisinin de senaryolarının olması ve bunun önceden birileri
tarafından yazılmasıdır. Siyasal olaylarda senaryo birebir
oynanıyor mu bu tartışılır? Ama siyasal olay dizilerimizin
senaryosunu yazanlar asıl güç sahibidirler. Ve bu senaristlerin
milletin menfaatlerini düşüneceklerini sanmıyorum.
Bakalım
gerçek diziler ülkesinde belirlenen sosyal ve siyasal dizimiz ne
kadar sürüp hangi gelişmeleri doğuracak? Zamanla her şey ortaya
çıkacak.
Son Güncelleme : 03-03-2010 01:10
|